Get Adobe Flash player
Buradasınız: Paylaşım > Makaleler > Anneler, Babalar, Mektubunuz Var!
Anneler, Babalar, Mektubunuz Var!

Bu mektup büyümekte olan bir çocuğun iç dünyasındaki çatışmaları yansıtıyor. "Çocuğumu tanıyorum" diyenlerin henüz çocuklarını tanıyamadıklarını ortaya çıkaran bir gerçeği sunuyor.

Bütün ön yargılarınızı bir kenara koyup büyümekte olan bir çocuğun; ruh haline, beklentilerine, savaşına, korkularına, tutumlarına göre yazılmış olan bu mektubu, dikkatle ve en önemlisi çocuğunuzdan gelmiş gibi okuyun.


Bende anlaşılmak istiyorum! 

Sevgili anneciğim ve babacığım:

"Size, beni tanıyor musunuz?" diye sorsam, elbette "evet" dersiniz. Benim hangi kıyafetimi çok beğendiğimi, hangi yemeği sevdiğimi, nerelere gitmekten ve ne yapmaktan hoşlandığımı, hangi oyuncağımın daha değerli olduğunu, hangi arkadaşımı çok sevdiğimi hemen bilirsiniz.

ÇünkÜ siz anne babasınız, lakin sizin göremediğiniz bir dünyam daha var benim; hayallerimin, düşüncelerimin, kendimce planlarımın, duygularımın, beklentilerimin olduğu bir dünya. Sizin beni daha iyi tanımanız için, fark edemediğiniz ikinci dünyamdan sizi haberdar etmek istiyorum.

Belki de bazı anlaşmazlıklarımızın sebebi, bu dünyamın farkına varamamış olmanızdır.

Biliyorum ki, tüm anne babalar her şeyi çocuklarının iyiliğini düşündüğü için yapar. Sizin benim hakkımda verdiğiniz kararlar, yaptığınız konuşmaların hepsi benim yanlış yapmamam için. Ama siz de şunu bilmelisiniz ki, her ne kadar sizin çocuğunuz olsam da sizden ayrı bir kişilik geliştiriyorum.

Beni korumak, kontrol altında tutmak istiyorsunuz. Yanlış yapmadan doğruları hemen bileyim çabasındasınız. Fakat doğruyu yanlışı ancak yaşayarak öğrenebilirim. Bana biraz zaman tanıyın, yanılma payı bırakın! Sadece deneme yanılma yoluyla öğrenebilirim. Yoksa büyüdüğümü nasıl anlarım?

Büyümeyi çok istiyorsam da yaşımdan küçük hareketler yapıyor olabilirim. Bunu çok önemseyip de beni şımartmayın, o zaman hep küçük kalmak isterim.

Her işimde arkamda olmanız çok güzel! Ama bu durum sizin olmadığınız zamanlarda kendimi başarısız hissetmeme, hatta başarısız olmama sebep oluyor. Peki, siz her zaman benim yanımda olabilecek misiniz? Beni biraz uzaktan izleyin... Bana ayak uydurmakta güçlük çekiyor olabilirsiniz. Beni biraz özgür bırakırsanız, siz de yorulmamış olursunuz. Beni her yerde koruyup kollamaya çalışmayın. Bırakın sonuçlarına kendim şahit olayım.

Bana o kadar aşırı hoşgürü ile muamele ediyorsunuz ki bu gidişle bencil biri olmaktan korkuyorum. Hele bir de aynı ortamda, aynı zamanda yaşamadığımız halde "Ben senin yaşındayken" diye başlayan cümlelerinizi anlamıyorum, hep kulak ardına ediyorum; çünkü ben siz olamam.

Size olan güvenimin kaybolmasını istemiyorum. Siz de bunu istemezsiniz, öyle değil mi? Öyle ise bana lütfen tutamayacağınız sözler vermeyin! Size de güvenemeyeceksem kime güvenebilirim.

Sosyal ortamlardan -arkadaş çevresi, yabancı insan toplulukları- beni korumak niyetiyle uzak tutuyorsunuz. Yanlış bir davranışımda, bir daha yapmayayım diye sürekli bunu yüzüme vurup ikaz ediyorsunuz. Kendime olan güvensizliğimden, sürekli kendi kabuğumda, sessiz, kimseye karış(a)mayan, sosyal çevresi ol(a)mayan biri oldum. Ve bu durumdan artık çok sıkılıyorum. Bana bunu yapmaktan vazgeçin lütfen!

Bana kesin ve kararlı davranmaktan çekinmeyin, sınırlar koyun! Elbette her koyduğunuz yasak ve kurallardan hoşnut olmayabilirim; ama hiç kısıtlanmayınca da bocalıyorum. Ne yapacağımı bilemiyorum.

Bana kulak verin! Soru sorduğum anlar bir şeyler öğrenmeye açık olduğum zamanlardır. Soru sorduğumda, çoğu zaman ilgilenmeyip geçiştirseniz de ben bunu anlıyorum. Unutmayın! Öğütlerinizden çok davranışlarınız dikkatimi çekiyor. Bazen hatalar yapsanız da onları unutabilirim; ama sevgi, saygı ve ilginizin azaldığını görmek inanın unutulmaz oluyor. Ceza verin; ama ceza vermeden önce beni dinleyin ki verdiğiniz ceza hatamı aşmasın.

Başarılı olmamı istiyorsanız, bunun için beni takdir etmelisiniz. Aşağıladığınızda umutsuzluğa kapılıyorum. Böylelikle bana iyilik yapmak yerine, aksine başarısızlığa doğru yelken açmama sebep oluyorsunuz.

Yaşımın üstünde bir olgunluk beklerseniz, sizi hayal kırıklığına uğratma ihtimalim de yüksek olur. Öyle değil mi? Bir de başkalarının yanında beni kıracak, küçük düşürecek hareketlerde bulunmayın! Aşağılamayın, kıyaslamayın! Sizi üzmek istemem; fakat bu durumda ben de sizi yabancıların yanında güç durumda bırakabilirim.

Çoğu zaman size haksızlık ediyor olabilirim. Farkında olduğum halde özür dilemek istemiyorum. Çünkü siz bana haksızlık ettiğinizi anladığınızda, benden özür dilemiyorsunuz. Sizden görmediğim bir şeyi ben size nasıl gösterebilirim? Kendinizi kusursuz göstermeye çalışmayın sakın! Yoksa küçük bir hatanızı gördüğümde hayal kırıklığına uğrarım. Size inancım kalmaz.

Benden kusursuz, örnek bir çocuk olmamı beklerseniz, ben de sizden kusursuz bir anne-baba olmanızı isterim ki bu da mümkün değil sanırım.

Sizin çocuğunuz olarak dünyaya gelmek elimde değildi; ama bir seçme hakkım olsaydı, sizden başkasının çocuğu olmak da istemezdim...

Sonsuz sevgilerimle,

Biricik çocuğunuz.