Get Adobe Flash player
Buradasınız: Projeler > Sosyal Sorumluluk Projeleri > Somali'de Mescit Projesi
Proje Hakkında
Projeyi İHH Afrika Masası'ndan Mart ayında aldık. Bu projeyi ayrı bir fonla yürütüyoruz. 4 aydır 18.000 TL yatırıldı. Projenin toplam maliyeti de 18.000 Dolar. Arkadaşlarımız her ay mescid adına ayrıca bağış yapıyorlar. Tabii iki kere de projeye destek olmak amacıyla Hilal Konutları'ndaki arkadaşlarla da 'etli pilav günleri' tertip ettik. Gıda kermesi ve mantı satışlarıyla da proje desteklenmeye devam ediliyor. İnşallah, Ekim-Kasım aylarında mescid projemizin ödemesini bitirmeyi planlıyoruz. Daha büyük projelerle, ümmetin kardeşlik ve dayanışmasına destek vermeye devam etmek istiyoruz.
Somali'de Mescit Projesi
Coğrafi durumu: Doğu Afrika ülkelerinden olan ve Afrika boynuzu adı verilen bölgede bulunan Somali, kuzeybatıdan Cibuti, kuzeyden Aden Körfezi, doğudan ve güneyden Hint Okyanusu, batıdan Etyopya, güneybatıdan da Kenya ile çevrilidir. En önemli akarsuları Vebi Şabella ve Vebi Cuba ırmaklarıdır. Bu iki ırmak Yemame adlı şehirde birleşerek Hint Okyanusu'na dökülmektedir. En yüksek yeri Surud Tepesi (2408 m.)'dir. Topraklarının % 2'si tarım alanı, % 45'i otlak, % 14'ü de orman ve çalılıktır. Tarıma elverişli alanlar daha çok ırmak kıyılarındaki vadilerdir. Kuzey kesim daha çok dağlarla ve tepelerle kaplıdır. Ülkede genellikle kurak ve sıcak bir iklim hâkimdir. Hint Okyanusu kıyısında bulunan başkent Mogadişu'da yıllık sıcaklık ortalaması 30.2 derece, yıllık yağış ortalaması 402 mm.'dir. Kuzeyde Aden Körfezi

Tarihi: Somali halkı İslâm'la daha hicretten önce tanışmışlardır. O dönemde bugünkü Somali toprakları adaletiyle ünlü Habeşistan kralı Necaşi'nin yönetimi altındaydı. Mekke'de müşriklerin zulmünden kaçarak Resulullah (s.a.s.)'ın tavsiyesiyle Habeşistan'a hicret eden Müslümanlar da ilk olarak bugünkü Somali topraklarında bulunan Zeyla şehrine gitmişlerdi. Somalililer de İslâm'ı onların vasıtasıyla tanıdılar ve çok çabuk kabullendiler. Bu yüzden İslâm Somali halkı arasında hızlı bir şekilde yayıldı. Daha sonra Resulullah (a.s.)'ın İslâm'ı tebliğ etmeleri için Yemen'e gönderdiği Müslüman davetçiler oradan Somali'ye de geçtiler ve Somali'de de tebliğ çalışmalarında bulundular. Bu çalışmaların Somali halkı üzerinde büyük etkisi oldu ve daha birinci hicri yüzyılın yarısına gelinmeden bütün Somaliler Müslüman oldular. Somali uzun bir süre Habeşistan krallığının yönetiminde kaldı. Sonraki dönemlerde değişik krallıklar ülkeye hükmetti. 14. yüzyıl sonlarından itibaren Somali, Osmanlı Devleti'ne bağlı topraklardan sayılmaya başladı. Batılı sömürgecilerin Somali'ye saldırıları 19. yüzyılın ortalarından sonra başladı. 1884'te İngiltere Kuzey Somali'yi ele geçirdi. 1887'de de İtalyanlar Güney Somali'nin bir bölümünü ele geçirdiler. İtalyanlar 1927'ye kadar Güney Somali'nin kalan kısımlarını da işgal ettiler. Müslüman lider Mevla Muhammed bin Abdullah 1901'de başlattığı hareketle İngilizlerin işgal ettiği bölgeyi geri aldı. Ancak İngilizler 1920'de burayı yeniden işgal ettiler. İngilizlerin işgal ettiği bölge İngiliz Somalisi, İtalyanların işgal ettiği bölge İtalyan Somalisi olarak adlandırıldı. İtalyan Somalisi olarak adlandırılan bölgenin yüzölçümü 506.573 km2, İngiliz Somalisi olarak adlandırılan bölgenin yüzölçümü de 176.113 km2'ydi. İtalyan Somali'si 26 Haziran 1960'ta, İngiliz Somalisi de aynı yılın 1 Temmuz tarihinde bağımsızlığını elde etti. İngiliz Somalisi'nin bağımsız olmasıyla birlikte iki Somali birleşerek bağımsız Somali Cumhuriyeti'ni kurdular. Kurulan bu cumhuriyetin ilk cumhurbaşkanlığına Aden Abdullah getirildi. 1967'de de cumhurbaşkanlığına Abdurreşid Ali Şermarke geçti. Sosyalist anlayış sahibi Tümgeneral Muhammed Siyad Berri 21 Nisan 1969 tarihinde gerçekleştirdiği askeri darbeyle yönetimi ele aldı ve sivil cumhurbaşkanı Şermarke'yi de öldürdü. Muhammed Siyad Berri, İtalya'nın Güney Sudan'ı işgal altında tuttuğu dönemde İtalyanların kurduğu polis teşkilatında polis müfettişi olarak görev yapmıştı. Siyad Berri, yönetimi ele alır almaz parlamentoyu dağıttı, siyasi partileri kapattı ve anayasayı yürürlükten kaldırdı. Berri, ülkede sosyalist bir yapı oluşturma çabalarına girdi. Bu amaçla bankaları ve çeşitli ekonomik kuruluşları devletleştirdi. Bu arada kendisinin benimsediği bilimsel sosyalizmin en büyük düşmanı olduğunu ileri sürdüğü İslâm'a karşı da savaş açtı. Halkın Somali diliyle yazılmış İslâmi eserlerle bağını koparmak amacıyla Arap harfleriyle yazılan Somaliceyi latin harfleriyle yazdırtmaya başladı. Uygulamalarına karşı çıkan çok sayıda ilim adamını idam ettirdi. Bazı yerlerde kendisine karşı çıkan kalabalıkların üzerine ateş ettirerek onlarca insanı öldürttü. İktidarının ilk on yılında Sovyetler Birliği'yle arası iyi olan Siyad Berri, 1977-78 Ogaden Savaşı'nda Sovyetler'in Etyopya'yı desteklemesi üzerine Sovyet yönetimiyle arası açıldı. 1979'da uygulamaya koyduğu anayasada kendine sınırsız yetkiler tanıdı. Bu yetkilerini sonuna kadar kullanarak Somali halkına her türlü zulmü yaptı. Onun zulmünden kaçan yüzbinlerce Somalili Etyopya topraklarına sığındı. Berri'ye karşı çeşitli dönemlerde muhalif eylemler düzenlendi. Ancak bu eylemler genellikle başarısız kaldı. Muhalefet 1990 sonlarına doğru iyice şiddetlendi ve bütün ülkeyi sardı. Berri'nin kurduğu diktatörlük rejimine karşı çıkan muhalif gruplar Aralık 1990'ın başlarından itibaren silahlı mücadeleye giriştiler. Silahlı çatışmalar Ocak 1991'de de devam etti. Sonunda yenilgiyi kabul etmek zorunda kalan Berri, Ocak 1991'de ülkesini terk etti. Ancak Berri'nin kaçmasından sonra ülke yönetimi konusunda aralarında anlaşamayan muhalif gruplar silahlarını birbirlerine çevirdiler ve iç savaş bu şekilde devam etti. Çıkan iç savaş ve iç savaşla aynı zamana denk gelen kuraklık ülkede büyük bir açlık faciasının ortaya çıkmasına sebep oldu. Uluslararası kuruluşların ilgisizlikleri ve yardım konusunda gösterilen gevşeklik ise faciayı daha da dramatik bir hale getirdi. Somali'deki açlığı bir fırsat olarak değerlendiren hıristiyan yardım kuruluşları da ülkeye girerek yoğun misyonerlik faaliyetlerinde bulundular. Hıristiyan yardım teşkilatları hem ülke içinde yardım dağıtımı ile birlikte hıristiyanlık propagandası yapıyor hem de Somalili çocuklardan seçtiklerini Avrupa'daki kilise teşkilatlarına gönderiyorlardı. ABD yönetimi Kasım sonlarına doğru yaptığı açıklamada Somali'ye 30 bin asker gönderme niyetinde olduğunu bildirdi. ABD'nin Somali'ye asker göndermekteki gerekçesi bu ülkede devam eden iç savaş yüzünden yapılan yardımların yerlerine ulaşmaması ve bundan dolayı açlıktan ölümlerin gittikçe artmasıydı. BM Güvenlik Konseyi de, 4 Aralık 1992 tarihinde çıkardığı kararla, Somali'ye ABD komutasında bir askeri harekatta bulunulması teklifini onayladı ve ardından "umut operasyonu" adı verilen askeri operasyon başlatıldı. Ancak gelişmeler operasyonun amacının Somali halkını kurtarmak değil, ABD'nin Afrika boynuzu üzerindeki çıkarlarını korumak amacıyla Somali'yi bir askeri üs haline getirmek olduğunu ortaya çıkardı. Bu durumu gören Somali halkı ve siyasi gruplar yabancı askerleri ülkelerinden çıkarmak için bir mücadele başlattılar. Operasyona katılan bazı ülkeler gelişmelerin aleyhlerine olduğunu görünce askerlerini çekme kararı aldılar ve 1993'ün sonlarına doğru geri çekilme işlemi başlatıldı. 1994'te dış güçlerin Somali'den tamamen çekilmesine rağmen içerdeki istikrarsızlık ve iç çatışma hâlâ devam

PROJENİN GEREKÇESİ

Yıllardır devam eden iç savaşlardan dolaylı binlerce insan komşu  ülkelere sığınmış durumda. On binlercesi de ülke içindeki mülteci kamplarında açlığa ve susuzluğa mahkum edilmiş durumdadır. Yıllardır devam eden kabileler arası savaşlar insanların iç dünyasını etkilemiş göç etmeye mecbur etmiştir. Göçün olumsuz nedenlerinden biri de insanlar maddi imkan anlamında etkilemiş olması ve bunun neticesinde yeni ihtiyaçlar doğmuştur. Şu anda Somali’nin bir çok bölgesinde mescit olmadığından Müslümanlar  Cuma ve bayram namazları gibi toplu namazları yerine getirmekte zorlanmaktadırlar. Bunun yanında birbirleriyle çatışan gruplar nedeniyle okullar ve medreseler de hasar görmüş durumdadır Ayrıca bunların bakım ve onarımı yapılmadığından bazı yerler de eğitim verilmemektedir. Buda cehalete neden olmaktadır. Uluslar arası bazı dengelerin sebebiyet verdiği iç çekişmelere, ihtilaflara ülkedeki cehalet de eklenince bu gün halen devam eden kabileler arası iç çatışmalar kaçınılmaz oluyor. Bu cehaleti izale etmek insanlar arasına kardeşlik , dayanışma  ve birlikte barış içinde yaşama kültürünü yaymak problemin ortadan kaldırılmasına katkı sağlayacaktır.